Bir zamanlar bir bölgede dul bir kadın yaşarmış. Geçimini sağlamak için çanak çömlek yapar ve pazarda satarmış. Yaptığı çanak çömlekler o kadar sağlam ve güzel olurmuş ki hemen ilgi görüp satılırmış.
Bu yüzden diğer çanak ve çömlekçilerin ürünleri alıcı bulamazmış. Zor durumda kalan diğer çömlekçiler bu duruma hayret edip, kadının çanak çömleklerinin sağlam ve güzel olmasının sırrının toprakta olduğuna karar vermişler. Ardından, "Bu kadını izleyip nereden toprak aldığını öğrenelim ve biz de oradan toprak alalım," demişler. Söylediklerini yaparak, kadını gizlice takip etmişler.
Kadının, şimdiki ilimiz
Kütahya'nın bulunduğu yerdeki küçük bir tepeden toprak aldığını görürler. Bunun üzerine tüm çanak çömlekçiler oradan toprak almaya başlar. Ardından çanak çömlekçilik gelişir ve burada bir şehir kurulur.
Adına seramik kenti anlamına gelen
Seramorum denir. Daha sonra bu kentin adı
Kotiyom olarak değiştirilir.
Tarihi kaynaklar, ünlü masalcı
Ezop’un doğum yeri olarak Kütahya’yı işaret eder. Kütahya topraklarına yerleşen ilk halk ise, Tarih’in babası olarak anılan
Herodot’a göre Dünya’da yaşamış ilk millet olan
Friglerdir. Herodot’un bu düşüncesinden hareketle, Kütahya’nın Dünya tarihindeki ilk şehirlerden biri olduğu söylenebilir.
Ünlü Antik Çağ coğrafyacısı
Strabon, bu ismin "
Kotys'in Kenti" anlamına geldiğini ifade etmiştir.
Kotys'in Trakya'da yaşayan
Odrisler'den biri olduğu ya da Roma döneminde Anadolu'ya gönderilmiş bir komutanın adı olduğu rivayet edilir.
Bazı kaynaklarda kelimenin sonundaki "-eion" veya "-ion" ekinin, Hellen dilinde "-yeri" anlamına gelen bir takı olduğu ve bu nedenle ismin "Kotys tapınağı" anlamına gelebileceği ifade edilmektedir.
Antik "Kotiaeion" (ya da "Kotyaion") adı, zamanla değişerek ve Türkçeye uyarlanarak günümüzdeki "Kütahya" ismini almıştır.
Yorum Gönder